barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2011 Perşembe

Hollanda'dan ithal, futbol zevki için en uygun saha zemini



Futbola zevk ve güzellik katan bu yağmurlu - çamurlu, senin dilinle futbol oynamaya elverişli olmayan sahalardır. Kabul edin ya da etmeyin. Gerçek futbolcu böyle sahalarda ortaya çıkar. Bilica Pique kadar değerli olur ama Shakira gibisini gene bulamaz. Hasan Şaş futbola döner, 65 yaşına kadar oynar. KRAL HAKAN ŞÜKÜR'ün attığı gol sayısında azalma olmaz, hatta tamamen doldur boşalt oynanacağı için Pele'nin rüyasında attığı gol sayısını da geçer. Xaviniesta'nın (cool right?) bu dünyadan olduğu anlaşılır, messi gene etkili oynamaya devam ederdi sbt. :( Morinho'nun Real Madrid'le oynattığı futbol Mehmet Yıldız'ın transfer edilmesi ile meyve vermeye başlardı. Bülent Uygun'un Sivas'ı sonunda şampiyonluk görmüş, türk futbolunda bir devrimi daha gerçekleştirmiş olurdu.

Ama bunlar, yani dilencilerin göremeyeceği güzellikler ve gerçekler, üstü kapanan statlarla, iki damla yağmur yağdı diye iptal olan maçlarla kayboluyor. Yok efendim stadın üzerine konulan ufo'lar, yerden ısıtmalı zeminler. :( Bunlara hiç gerek yok. Temizlemeyin statları, kalsın olduğu gibi. Doğal şartlarda oynansın futbol. Hemfikir değil misin? Sil o zaman Arda'nın 66 numaralı götü tamamen çamur olmuş fotoğrafını feysinden. :( Beraber ıslandık yağan yağmurda demeyi biliyorsan bana + rep yolla. :S

Üstü kapanmasın statların bilader. Taraftar o şartlarda destek olmaya razı, oynansın maçlar her şartta. Vurduğun top bir metre ilerlemesin. Pas futbolu bizi bozuyor usta, doldur boşalta yoğunlaşalım, Hetafe(cool right?) bizi örnek olmaya başlasın. :(

Futbol çiledir. Biz çekmeye razı olduğumuz için varız bu işte. Şartları uygunlaştırmayın, zorlaştırın da sevdiğimizi anlayalım.

18 Ağustos 2011 Perşembe

El Clasico'nun Ardından ( ne de seversin böyle başlıkları di mi?)



Tanımla başlayalım,

Derbi nedir ?

Sana kalsa hemen aynı şehrin iki takımının... diye gideceksin biliyorum. Hatta şöyle hemen sıralarsın:

liverpool-everton, merseyside derbisi
atchletic bilbao-real socieadad, bask derbisi
borussia dortmund-schalke04, ruhr derbisi

gibi..

Çünkü sen ve arkadaşlarında böyle örnek, istatistik ve güzel söz çok. Duvara, bilgisayarının camına, çalışma masana hep yapıstırıyorsun değil mi bu sözleri. Hatırlaması kolay olur öyle. anlıyorum.

Lakin her şeyi al ama şu derbi kavramına açıklık getirmek sana kalmasın. Yazının başındaki fotoğraftan da mı bir şey anlamadın ? nek kere net değil mi o fotografın içerdiği anlam? Neyse, yazıyla da açıklayalım o zaman.

Derbi: Aynı iki takımın her maçında hem taraftarının, hem oyuncusunun, hem teknik ekibinin birbirine girdiği maçlara denir.

İri Pepe'nin, göt kadar pedro'ya dirsek atmasıdır derbi. Aynı zamanda göt kadar messi'nin, iri yarı Pepe'ye korkusuzca girmesi, el kol yapmasıdır.

Gelelim El Klasikoya, Dünyanın en kötü liginin, en önemli maçıydı. Son dakikaya kadar, adına yakışır bir şekilde çok kötüydü zaten. Son dakikada etraf darmadağınlaşınca, hiç tereddütsüz açtım tv'nin sesini ve yaslandım gerisin geriye. Galata köprüsünde balık bile tutacak yeteneği olmayan fabregas'ın yerde kalmasıyla, benim klasikom başladı. Adeta picasso'nun nazik, naif ve bencil fırça darbeleri gibiydi havada uçuşan tükürük damlaları. Dudaklar şekilden şekile giriyor, vurkaçlar başlıyordu. işte o andan sonra, o mükemmel kavga sonrası kesinlikle hem seyirci, hem de taraftar futbola doydu. olması gereken her şey sahaya aniden yansıdı. küfür, tekme, çimdik, tokat, tükürük, boğaz sıkma vs... işte olması gereken futbol, işte derbi.. teşekkürler bu oyunu güzel kılan mourinho ve ekibine gelsin. adamsınız. derbi kere derbi = kavgalı derbidir. net.

Ve Pepe, futbolda onun gibiler artık kalmadı. Simon kuper'e şükürler olsun ki, o muhteşem kitaplarında pepe'ye satır ayırmamış. Bu güzel adam da bize kaldı bu sayede Futbolun sonlarını yaşadığımız bu zor günlerde, pepe gibi az sayıda kalan futbolcunun anıtını dikmek en asli görevimizdir.

Ntv spor'un da dediği gibi, şiir gibi futbol :(

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Muhasebe senin işin mi dilo..?


Yeni türemeye başladılar yavaş yavaş. Her transferden sonra elde kâğıt kalem maliyet muhasebesine başlayıp, alacak verecek tablosunun ortasından çıkıp en son olarak çok değil mi ama o parayı alt yağıya yatırsak hâlbuki brezilyada şu Ukrayna’da bu yetenek var ile bitiriyorlar.

Son söyleyeceğimi şimdiden söylüyorum. Sanane Dilo… Sen muhasebeci misin taraftar mısın? Sahaya çıkarken maliyet muhasebesi mi yapıyorsun? o sürekli dilenip durduğun barcelona kaça kuruldu. Siz muhasebeci diloların en büyük aşkı porto ama değil mi? Kaça alıp kaça sattıklarını google’layıp öğreniyorsun değil mi..?

Burası Tahtakale mi Eminönü mü? Sene sonunda kar açıklayıp forbes’e mi giricez? Ben adamdan sahada ne aldığımıza bakarım adamın ne aldığına bakmam.


Buradan da mı tutturamadınız futbol entelliğinizi..?

kaleme alan: cglrsy

16 Şubat 2011 Çarşamba

Dilensen de Dilenmesen de Sendikan Seninle!

Tarih 16 Şubat 2011. Sendikamızın yükselişi devam ediyor. Durmak bilmeyen hızı ve duyulmak istenmeyen görüşleriyle yine kimilerine rahatsızlık vermişiz.


Radikal  gazetesinin güzide spor yazarı ve Yenilsen de Yensen de programının nadide insanı sayın Banu Yelkovan'ın bizi takip ettiğini öğreniyoruz. Barcelona sempatizanı olacak ki - buna kimse karışamaz - yazdıklarımız ve görsellerimiz biraz canını sıkmış. Bu yazıyı okumadan önce isteriz ki, Banu Yelkovan'ın bugün ki köşesine bir bakın;



"Öyle bir hava var ki, sanki Barcelo-na’yı beğenmek suç, Arsenalli sevmek günah. Güzel bir futbol maçının peşindeki futbol dilencisi olduğunu söylemek dalga konusu: “Başka kapıya dilo” diyorlar, yüzüne değilse bile gıyabında. Barcelona’nın yeni adı ‘dilenci mıknatısı’. Dünyanın en iyisi kim, sorusuna Messi’den başkasını uydurmak zorunluluk, çünkü Mes-si’nin adını vermek, nasıl diyorsunuz, çok banal!" kelamlarıyla başlıyor yazı.

Güzel futboldan dem vuruluyor, 823 pastan sonra golü bulmak mı güzel futboldur, yoksa Jose Luiz Chilavert'in Carlos'a tükürdüğü görmek mi futbolu güzelleştirir bu diley(n)ene göre değişir. Sendikamızın Barcelona'yı sevmediği aşikar, evet. Ama hiçbir zaman kalkıp "başka kapıya dilo" çıkmamıştır ağzımızdan; gel gör ki kocaman "dön yolundan dilenci" yazısı varken sendikamıza almamayı değil yolundan dönmesini dile getirmişizdir.

Daha önce de dedik, fikrimiz hala değişmedi ve değişmeyecek;

Barcelona; bir kulüpten daha fazlası: Dilenci Mıknatısı. Ne Anti-Barca mentalitesinin popülistliğini yapıyoruz, ne de başkasına zorla dayatıyoruz. Barcelona'yı küçük görmüyoruz, Barcelona'nın dışına çıkamayan sözde futbol dilencilerini sevmiyoruz! Messi'ye kötü futbolcu demiyoruz, Messi'ye dokunulmazlık getirip, O'na karşı sert futbol oynayan birine küfürler eden kimseleri sevmiyoruz. Cristiano Ronaldo çok itici yeaa, karaktersiz adam diyenler Mourinho'ya da kendini beğenmiş derken, Messican'ın her aldığı faulden sonra B8'den daha fazla tiyatral havaya bürünmesini neden es geçiyor, onu anlamıyoruz.

Bu yazı da ne Banu Yelkovan'a kontradır ne de başkasına. Bu yazı bizim görüşlerimizi dile getirdiğimiz yazıdır. Biz yanlıştan, mide bulandıran popülist tavırlardan, arabesk hayatlarındaki elitist oyunlarından geri dönmeni istiyoruz.

Sen Godot'yu beklerken dahi dilenmeye devam et;

Futbol sadece futboldur der, sen hak edene hakkını vermeye başlayıncaya kadar bu sendika devam edecek diye ekleriz.

Bir de unutmadan Banu Yelkovan bize şarkı göndermiş;

"
Şarkımız; Barcelona’yı hep kazandığı için tuttuğumuzu zannedenler, kazanmak için her şeyin mubah olmadığını düşünenler, empoze edilen buysa kaybetmeyi tercih edecekler için Beck’ten gelsin: Sooooy un perdedor... I’m a loser baby, so why don’t you kill me..."

Biz kaybedenleri, dilencileri vsleri öldürmüyoruz, Yolundan dönmesini istiyoruz

:(


Kapımız herkese açık diyor, Pearl Jam'den Come Back gelsin diyoruz; "it must be an open door for you 
to come back"

30 Kasım 2010 Salı

El Clasico'nun Ardından :( - sence hangisi?




En yaratıcı başlığımız böyle olsun. maçla ilgili sadece tek bir analizim var:(

29 kasım 2010 / Barcelona - Real Madrid.
2.gol öncesi barselona 22 pas yapmıştır. tüm blog ve futbol alemi "22 pas abi yaaa" diyerek zevke gelmiştir. Biz de izledik ve hakkını verdik, az da olsa takdir ettik.




13 kasım 2010 / Altay - Giresunspor.

16 pas üstüste pas hatası yapıldı. pas sırası altay-giresun-altay-giresun... diye gitti. 16. kez üstüste yanlış pasın ardından gol geldi. Mucizevi bir şeydi :( 30 saniye içinde tüm pas hatalarında "buraaaak anağaanamınaa...." diye bağıran adam gol sonrası " taşşaklarını yiyim buraaaak" diye 14 sıra öne yuvarlandı. murtakeli zirzoplar sevincten tellere tırmanmıştı. biz altta kalanın canı cıksına yattık... şimdi söyle bakalım hangisi? 22 pas üstüste herkes gol atar. 16 kez yanlış pasdan sonra gol atan bir takım gösterin blogu bırakalım.

ibne basın bunu da yazın