4 Aralık 2010 Cumartesi

kahve kültürü demek biz demek.



Dominos'tan pizza söyleyip, yanına 2 miller çakıp atdhe.com'dan tottenham maçı izleme keyfini tadamamış bu insanlar yeni harman, bahar, pall mall, tekel 2000 gibi sigaraları ağızlarından düşürmeden en uzun süre küfür edebilme rekorlarıyla takımlarını izleyen emektarlar.

Futbol ilahlarının; '' futbol basit oyundur, en basit oynayan kazanır'' gibi aforizmalarını bilmezler. futbol asla sadece futbol değildir deyip okey taşını alınlarına yapıştırmazlar. Madem futbol basit oynanmalı, en basitini bu dayılar biliyor zaten. ''ulan roşaveta'nın sırası mı be'', '' önünde adam var, tee arkadaki adama atıyor yahu'' gibi futbolun temel kuralını bu dayılar 40 yıl önceden çözmüş zaten. ama kahve kültürü diye horgörüldüler. Mesut özil çıkar; ''topu en müsait arkadaşıma atıyorum, bana bunu öğrettiler.'' dediğinde bu adam harbi biliyor yea, işte futbol bu basit oynamak lazım yeaa diye aforizmasever zihniyet bu kahvelerdeki dayıların laflarını horgöre dursun, biz o dayılardan futbol sadece futboldur felsefesini çocukluğumuzda da şimdi de olduğu gibi öğrenmeye devam edelim.


Van der vaart'ın karısının son defilesinin analizini yaptın blogunda, karamböü'nün karısı daha güzeldi lan dedin, bu dayılar türk futbolcularının ne haltlar karıştırdığını amcasınınoğlunu anlatır gibi anlattı dinlemedin. Elbetteki dünya futbolunu takip etmeye karşı değilim, ki ben de ediyorum. ama kıyas yapmaya gerek yok. onlar öyle biz böyleyiz. ve biz demek bu kahvedeki adamlar demek. tekrar aynı konuya geliyorum ama çok kafama takıldı. futbol basit oyun dedin dilenci. dedin fakat yapmadığın analiz kalmadı. yok bilmem kim şurada oynarsa daha başarılı olur, başarısızlığının sebebi mevkisinin yanlışlığı. yok hocanın sistemine uymuyor bu adam, yok fundamentali çok yetersiz... lan hani çok basitti? futboldan anlamaz dediğin o kahvedeki adamlar bu kadar saçmalığa yer vermiyor. onlar aslında basit düşünüyor.


Senin kaprislerinle uğraşacağıma bu dayılarla futbol izlerim/konuşurum dilenci. ingiltere'nin alt liglerinden adı türk soyadı yabancı adamlar önermen yerine bu dayıların amatör kümeden futbolcu tavsiyelerini kaale alırım.

Metin oktay'ı bana dillendiren bu kıraathane dayılarına laf ettiremem.


Üzdüğüm için üzgünüm sbt :(

3 Aralık 2010 Cuma

Kadife ayaklara en yakışan: Kames

Futbol milyon dolarlık çimlerde, sentetik sahalarda, futbol okullarında öğrenilen bir şey değildir. Futbolu yürümeye başladığın an ebeveynler tarafından ayağına atılan plastik/yumuşak herhangi yuvarlak bir nesneye bilinçsizce tekme atmakla başlarsın öğrenmeye. Yaşınla beraber top diyebileceğin nesne de büyür. Dizin evin ucuz halılarında parçalanır yatarak kayarak müdahalelerinde. Gün gelir sokağa çıkarsın. Her mahallede topa sahip olan elbet biri olur. Asfaltta toprakta, yağmurda çamurda 2 taş arasına hayallerindeki isimleri haykırarak vurursun o toplara. Futbolun kirlenmemiş dönemlerini yaşarsın yani o an. işte o vakit futbol endüstrisinin işin içine girmediği, ne teamgeist'in ne de jabulani'nin konuşulduğu, kadife ayaklara en yakışan KAMES topla öğrenildiği dönemlere tanıklık etmiştir futbol.

Adidas, 2006 dünya kupası için teamgeist'i 14 parçadan ürettiğinde yer yerinden oynamıştı. Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu kafasıyla yola çıkan adidas bu sefer 2010 dünya kupası için jabulani diye tırt bir top üretti. Bu ise 8 panelden oluşuyordu. Poliüretandan yapılmış da, şöyleymiş böyleymiş derken pek çok oyuncudan da eksi puan aldı. Biz futbol dilencileri ise bu topa dokunmadan bunun farkındaydık zaten. Ama gel gör ki futbola KAMES top ile paşlanması gerektiği halde bu topu hiçbir organizasyonda görememek insanıın canını sıkıyor. Ulan dünyanın en iyi falso veren adamı gelsin istediği adidas topu seçsin, ben de KAMES'i alıp çıkalım bir sahaya. KAMES'in havadayken aldığı 6-7 farklı yöndeki falsoyu veremez. Sad but true :( Kimse şimdi kalkıp jabulani'yi de savunmasın yok 8 parçadan yapıldı, yok hava panaller var ama yea, 3D özelliğinde entegrasyon yapıldı üretiminde diye tatava yapmasın.


KAMES'i al bak. Tek Parça Tek Yürek! Üzerinde yazar zaten; "Özel Futbol Topu Olarak İmal Edilmiştir." diye. Futbol endüstrisinin başını çeken büyük firmalar daha ne diye - sözde - özel top üretmeye çalışırlar ki?

Buradan tek bir kişiye ulaşmak istiyorum! Uefa başkanı Michel Platini 2014 Brezilya'daki dünya kupasını KAMES top ile oynatsın. Biz futbolu onunla öğrendik, onunla sevdik. Finito.

2 Aralık 2010 Perşembe

Ne istersen iste bizden Şamil ünal.





Kariyerindeki en büyük başarı tokatspor forması ile türkiye kupasında fenerbahçe'ye karşı oynamak olan aslan yürek o. Kel kafasından yansıyan güneş ışığıyla besledi bizi tribünde. Fm tabiri ile 3 olan hızıyla gönlümüze taht kurdu yaşı 24 olmasına rağmen. 3 yanlış pas 1 doğru pas eder mantalitesinin fırtınalar estirdiği tff 2. lig'de gözlerimizin pasını alıyor şamil oynadığı futbolla. En büyük özelliği ise frikikler. ortasahadan bile kullanacak olsa 5 dakika sürüyor bir frikiği kullanması. gerilmeler, takıma komut vermeler, hakeme birşeyler anlatmalar falan derken... işin ilginç yanı 2 frikiğinden biri giriyor. girmese bile tamamlanıyor, gol oluyor. Takımın maskotu gibi. Kısa boyu, kel kafası ve maestroluk yapması ile tribünün murat bölükbaş'tan sonra yeni sevgilisi. İskenderun tribünlerinin şamil'i bu kadar çok sevmesinin sebebi oyunu çift yönlü oynayabilmesi, harika ara pasları atabilmesi, oyun zekasının fazla olması falan değil. sadece tribünden güzel görünüyor kel olması sebebiyle ve rakibe tekme tokat dalıyor, hırs küpü. zaten tribünün yaş ortalaması 68 falandır, onlar gerçek futbolsever. şamil puan kayıpları sonrası deli danaya dönüyor. bu yetmez mi zaten dilenci?


Şamil maça çıkar, seramonide milli marşı alpay gibi olmasa da bağıracağıra okur bozuk türkçesiyle. Maç başlar Şamil kendi çapında takımı organize eder, sert oynar, sahanın her yerinde dolaşır. maçın bitimine 5 dakika kala artık sahada yerlerde yatar. iskenderunda senede 20 maç yapıyorsa bunun 15 tanesi 30 derece havada olduğu için her babayiğidin harcı değildir 90 dakika ayakta kalabilmek. Ondan sonra maç biter, tribünler gene bu şamil iyi adam yiğenim der. onlar çıkıp bloguna sarılmaz. şamil'i analiz etmez, maç oynandı bitti. takım yendi yenildi. önemli olan mücadele etti mi? Oyun zekasından bahsetmez kimse. çünkü onların güzel futbolu ile seninki bir değil dilenci. Onlar için mücadele edilen, galip gelinen her maç güzel futbolla olmuştur. Belki şamil'in esas oynaması gerektiği mevkiyi senin blogundan daha önce bahsettiğin gibi analiz etmemişlerdir, belki yanında oynayan adamların yeteneksizliğinden dem vurup derin incelemeler yapmamışlardır, belki şamil'in asık suratı yerine gülümsemesini görmek istememişlerdir ama şamil onların prensidir. hayallerinin ligi olan bank asya birinci lige çıkma ümitlerini onun sırtına koymuşlar ilerliyor. eksiksiz.


Şimdi soruyorum sana dilenci; tff 2.lig 2.si olan bu takımın ledesma'yı, annan'ı, bradley'i alma ihtimali yok. yiğit incedemir'i, yekta kurtuluş'u alma ihtimali yok. peki bunca iskenderun demir çelikspor taraftarı ne yapsın? maça gelmesinler mi? oyun zekası olmayan adamı izlemem diyen sen hiç düşündün mü bu binlerce adam nasıl 40 yıldır maç kaçırmıyorlar? sen böyle adama 5 dakika katlanamazken bu taraftar 40 yıldır zevkle izliyor. Sen düşün, ben efsane şamil'in fotoları ile son vereyim yazıya;




Ağlattın - Coşkun Demirbakan :(

Karizmaysa Allahı...? Ancelotti'den ne farkı var şunun ? Burada anlaşalım önce.

Ozan Şişli http://twitter.com/#!/ozansisli/status/8481453562138625 şu tivitiyle röportaja değinmişti;


Aşağıda Coşkun Hoca'mın yska'ya verdiği röportajdan bir cümle var; oku ve ağla;

"Ünlü edebiyatçı Samuel Beckett ‘Hep denedin hep yenildin, gene dene gene yenil, daha iyi yenil’ der, bizde Denedik ve yenildik. Yine denedik yine yenildik. Ama hep daha iyi yenildik. Ve artık yenilerek çok şey öğrendik. Takım kimliğimizi kazandık. Bizi başarıya götürecek gerçek anahtar işte bu kimlikte saklı.''

allahım ya... "ama hep daha iyi yenildik"... ben futbolu bıraktım artık. dünyanın en muhtesem aforizması gelse bunun üstüne laf söylenemez. adamsın coskun hoca.

1 Aralık 2010 Çarşamba

sarı kart gören oyuncular kervanı :(



Şu meşhur sarı kartları hers biliyor. neden? çünkü facebook'ta ben bile paylaştım - 7 like aldı :( baya ilgincti cünkü. ( bu arada adamsın mooo)

peki daha bu hafta gerçekleşen alemin en kral sarı kart olayına değinen oldu mu? tabi ki olmadı- ama bu blog neden var ? gerçekleri su yüzüne çıkartmak için. içimizden bir blog, sıcacık...


EMİN YALIN

Emin'i tanıyanlar bilir; Alemin en artist adamlarından biri, 10 saniye yürüme mesafesini cool bi şekilde 24 saniyede koşuyor. koşarken omuzlar silkeleniyor, tribüne oynanıyor.

Bu sabahki adıyaman maçında yine şovunu yaptı. Golunu attı - formasını çıkarttı sarı kart görme pahasına - çünkü tribünlere oynuyordu. gol iptal oldu :(((((( peki emin? emin formayı çıkarmıştı bile. hem sarı kartı yedi hem gol sayılmadı haha. ulan emin seviyorum seni adamsın. bi de şaşırmış gibi yapiyor ulan büyüksün, bir de arbeloa'ya bak alonso kırmızı görünce nası eller havada. aaah aah

al sana sbt



Bir tarih yazıldı ve bloguma sarıldım. İskenderun demir çelik evinde 8-1 galip geldi. İşte senin ve benim aramdaki fark dilenci. barselona 8-0 yener, iskenderun 8-1. neden? çünkü rakibe saygısından. bir tane atmasına izin verir ki namus golünü atsınlar. kimsenin namusunda gözü yok.


Konu dilenmek olunca misimoviç'in pas atacağı adam yoktu, Kewell kimle paslaşsın yanındaki adamlar bok oyuncular dersin. özcan dağ, tff resmi sitesinde bile hakkında zar zor bilgi bulunan futbolcularla oynar, 4 gol atar sesin çıkmaz. yüce sir alex ferguson sevdana laf etmedik, ama biraz da besim durmuş'tan bahset. Özcan dağ gibi efsane bir futbolcunun berbatov'dan tek eksiği 5 değil 4 gol atması mı.


Bu ligi seviyoruz dedik laf işittik, futbolu ingiltere ligine indirgedin haberin yok.

30 Kasım 2010 Salı

El Clasico'nun Ardından :( - sence hangisi?




En yaratıcı başlığımız böyle olsun. maçla ilgili sadece tek bir analizim var:(

29 kasım 2010 / Barcelona - Real Madrid.
2.gol öncesi barselona 22 pas yapmıştır. tüm blog ve futbol alemi "22 pas abi yaaa" diyerek zevke gelmiştir. Biz de izledik ve hakkını verdik, az da olsa takdir ettik.




13 kasım 2010 / Altay - Giresunspor.

16 pas üstüste pas hatası yapıldı. pas sırası altay-giresun-altay-giresun... diye gitti. 16. kez üstüste yanlış pasın ardından gol geldi. Mucizevi bir şeydi :( 30 saniye içinde tüm pas hatalarında "buraaaak anağaanamınaa...." diye bağıran adam gol sonrası " taşşaklarını yiyim buraaaak" diye 14 sıra öne yuvarlandı. murtakeli zirzoplar sevincten tellere tırmanmıştı. biz altta kalanın canı cıksına yattık... şimdi söyle bakalım hangisi? 22 pas üstüste herkes gol atar. 16 kez yanlış pasdan sonra gol atan bir takım gösterin blogu bırakalım.

ibne basın bunu da yazın

29 Kasım 2010 Pazartesi

Hokey Sadece Hokey Değildir!

NHL dilencileri yoktur sanırım bu topraklarda. Ülkedeki sözde spor kanalları da 7/24 olayının 6/23'ünü futbola dilenerek doldurur. Ntvspor da ayıp olmasın diye amatör spor dallarına az çok girmeye çalışıyor. Onlar da sırf Burcu Esmersoy, Tuğba Dural, Sine Büyüka ve Dilara Gönder 4'lüsünden dolayı izleniyor başka sebebi yok. Ulan banane yelkenden, artistik patinaj yapan skinny erkeklerden. Krikete küfür etmeye bile tenezzül etmiyorum bak. Ama gel gör ki dünya üzerinde milyonların takip ettiği koskoca hokey sporundan zerre haber, görüntü olmuyor.

Adrenalin sporlarını söylüyorsunuz, dağcılık yea, 89723 metrede alyuvarlar açılıyor oh mis gibi dedin daha önce biliyorum. Köpekbalıklarıyla sörf de yaparsın sen değil mi adrenalin manyağı. Ulan NHL izlesen başlı başına adrenalin. 3'er periyod ve 20'şer dakikadan oynanıyor ve her periyotta en az 5 dakika kavga oluyor. Öyle bildiğin futboldaki, basketteki gibi itiş kakış değil. Saydırıyorlar tak tak tak tak diye. Yere düşene kadar da kimse ayırmıyor, ne hakem ne de diğer takım oyuncuları. Bazen kombo yapıp 3-5 kişi bazen de tüm takım giriyor birbirine. Ama sen fox'ta tae kwon do'ya boks'a dilenirsin hiçbirşeysizlikten gecenin bir vakti. Bir maç izlesen NHL'den neler göreceksin bilmezsin. Şunu bir izle ve düşün:



28 Kasım geçesi montreal canadiens - buffalo sabres maçı verdi ama nereden bileceksin. sen bugün oynanacak olan el clasico'ya dilenmeye bir hafta önceden başlamıştın bile. Ekşi'de yorumlarımı ekledim, diğer bir ekşi celebrity'si x factor ile beraber izledik ve o da yorumlarını harikulade olarak yazdı başlığa. Sırf sana da bu güzide sporu sevdirelim diye..

El Clasico demişken sana sadece şunu söylüyorum;

Carey Price > Messi + C.Ronaldo

Ayrıyetten;

Hokey'deki kavgalar > Tüm dövüş sanatları + Rocky 1,2,3,4,5,6

Sözümün bittiği yerdir artık. Nokta.

24 Kasım 2010 Çarşamba

oynayabildiğin futbol, modern futboldur.





Geçtiğimiz haftasonu pazar günü olan maç hakkında karalamadım burayı, çok sinirliydim. şimdi ufak bir kaç kelam edeyim.


yılın 1 ayı hariç geri kalan her haftasonu olduğu gibi iskenderun'da gene efsane bir haftasonu. saat 13:30'da tüm şehir statta, bilet yetişmiyor, statta boş yer yok. rakip ligin 1.si bandırmaspor. maça harika başlıyor iskenderun, golü de buluyor nazım'ın güzel çalışması ve özcan dağ'ın fırsatçılığıyla. ilk yarı bittikten sonra takım kayboluyor sahadan. çünkü kendi oyununu oynamaktan vazgeçiyor, ayağında top çevirerek defans yapmaya çalışıyorlar. işte modern futbola yenik düşmüş bir 2. lig takımının dramı burada başlıyor, 90+5'te yani son dakikada penaltı kararı geliyor namussuz hakemden, ve farka koşacağı maçta 1 puana razı oluyor iskenderun demir çelik. liderlik şansını eliyle tepiyor.


Şimdi modern futbolda topa sahip olacaksın, topu ayağında tutacaksın, topu oynatarak zaman geçireceksin diye birşey yok. oynadığın her futbol modern futbol zaten. böyle zor maçı almak için ne gerekiyorsa yaparsın. morinho'da yaptı, sen de yapacaksın. ama zaten şamil'in ayağına bakan takımda topa vurmayı bilen adam yokken ne sikime salak salak pas yaptırırsın besim hoca? iyi hocasın, karizmatik adamsın, şehir olarak sevdik seni ama bu amına koduğumun modernist uşaklarına sen yenik düşme. 90+5'te, maçın bitmesi için son atağın geçmesi lazımken hala takım salak saçma pas yapmaya çalışıyor. enteresan olan şu; maç devam ederken 90+'lara girildiğinde şamil rakip kale önünde yerde yatıyordu, nazım ortasahada yerde yatıyordu. sanmayın sakatlıktan, yorgunluktan. ee amına koduğumun adamları ölmüş zaten daha ne pası, vur rakibe, vur topa şişir, at taca, yat yere. çok mu zor amına koyim ya. bu şehirin tek aktivitesi bu futbol besim hoca! bank asyaya çıkmak için neler vermez o adamlar. yukarıdaki fotoğraftaki statta büyümüş veletler. sense hala yarrak var gibi modern felsefeye yenik düşmüşsün. sen böyle değildin besim hoca, titre ve kendine dön allah için.


tekrar ediyorum; OYNAYABİLDİĞİN HER FUTBOL, MODERN FUTBOLDUR.


Sanki barcelona 2 senedir böyle oynuyor aq. rıdvan gibi 2 sene önce barça keşfedenlere modern futbol gelebilir, ama bize göre oynayabildiğin her futbol modern futboldur.

Kendi bildiğinden çıkıp göz boyama oyun anlayışlarını halı saha maçı yapar edada futbol oynayan adamlara uygulamaya çalışırsan bu olur işte. amını siktiğimin barcelona'sı iyi örnek olmuyor takımlara, benliğimizi de taraftarlığımızı da söktü aldı kalbimizden. hep aynı türkü çınladı kulaklarda; modern futbol. ağzını yüzünü sikim modern futbolun. şişir işte şişir. cem demir salağını çıkar al üstün bilgi'yi, şişir indirsin işte. özcan dağ bu topların adamı özgür de yokken hazır. ama olmaz, ayağa pas. neyse bu beraberlik çok yıprattı beni, yarın çorum deplasmanı var, yenin şunları allah için.


gelelim taraftara. maç başlamak üzereyken 2 tane taş gibi kadın çevik kuvvet görevlisi geldi tayfanın önüne. muzurlukta üstümüze yok ya hemen bağırdık; '' çevik kuvvet arkanı dönseneee, dönseneeee. '' '' çevik kuvvet yanımıza gelseneee, gelseneee.'' '' çevik kuvvet bize verseneeee, verseneee.'' diye. sonra dünyanın en güzeli polisi olan o taş polislerden biri öyle bir yürümeye başladı ki direk kendimi stanley kubrick'in full metal jacket filminin 2. yarısındaki vietnamlı fahişe'nin yürüyüşü ile birlikte nancy sinatra'nın these boots are made for walkin' i dinler ve izler gibi hissettim. ne gaza geldin be çevik kuvvet, yerim o yürüyüşünü. diyerek salvador dali'nin fırça darbesi gibi bir kapanışla yarın ki maça kadar dinlenmeye çekiliyorum.


çorumspor&iskenderun demir çelik, saat 13:30. murat bölükbaş eski takıma karşı :(

20 Kasım 2010 Cumartesi

yozlaşmış müziğe karşı arabesk kültür vol1





Bu adamın her tarafı oktav olsa ne olur? böyle safsatalarla gene yıkanmaya devam ediliyor beyinler. ibrahim tatlıses'ten uzun hava dinlemeye katlanamayanlar, cem adrian efendinin katmerli 7 oktav sesi var saçmalığıyla yanıp tutuşuyor. bu kadar saçmalık olabilir mi? bu nasıl albüm kapağı amına koyim. ya işte böyle albüm kapakları, iki saç stili, kuul tavırlarda iki laf, 15 dakikada yazılmış iki şarkı sözü ile gene genç kızların gönüllerini fethettiniz, tebrikler. sizler yenilikçisiniz bizler geri kafalı, sizler ilericisiniz bizler yobaz. bu adamları idol almaya çalışan küçük ler ayna üzerinden öpüşmeye başlar yakında. herşey mübah gardaşlar, günümüzde böyle sikimsonik işler moda. arabesk ve metal müzik sevdalısıyım diye unfollow ettin, içki masasında cem adrian ile exgörlfirend'ine mesaj atayım mı atmayayım mı ikilemine düştün. bizse o sofralarda katmerli oktav lafları ile değil bu adamlarla, bu albümlerle dertlendik;










daha genişletirim bu efsane şarkıcıların fotoğraflarını ama ilerde derin arabesk incelemesi yapacam ona saklıyorum.

gelelim sözün özüne; türk milleti böyle cem adrian gibi adamları örnek almayı, dinlemeyi ve facebukta paylaşmayı bıraksınlar. biz küçük emrah'ın şarkılarını paylaşsak kan çıkar amına koyim. ama oraya can yücel fotoğrafı koysam ve altına iyi düşün öyle sev şarkısının sözlerini, ceylan'ın zor değil şarkısının sözlerini, selahattin özdemir abimizin hem yaratıyorsun hem unutuyorsun şarkısının sözlerini yazsam like'larsın biliyorum.

böyle sikimsonik albüm kapaklarıyla ilerici tavır sergilemeye çalışan adamlar bizi kandıramazlar, keza katmerli 7 oktav ses palavralarına da kanmayız.lan emrah 5 yaşındayken ne türküler okuyordu aq, ibrahim tatlıses'in sıra gecelerinde attığı ağıtları cem adrian atabilir mi? açın ibrahim tatlıses'in ah keşkem albümünü, a yüzünün 3. şarkısı kimde varı dinleyin de ses nasıl olur duyun.


azer bülbül, selahattin özdemir, bergen, müslüm baba. bu adamlar biz, bizden. cem adrian ise yozlaşmış yabancı hayranı salsa kızlarının yeni oyuncağı. sevmiyorum sizi müzik dilencileri.


cem adrian'ın ismi güzel allah var. ingiltere championship'te oynayan türk futbolcu olsaydı bloglara ne malzeme çıkardı.

ekleme; lan bu cem adrian'ın albümünü alıp arabaya koysam babam eve almaz beni aq.