16 Şubat 2011 Çarşamba

Dilensen de Dilenmesen de Sendikan Seninle!

Tarih 16 Şubat 2011. Sendikamızın yükselişi devam ediyor. Durmak bilmeyen hızı ve duyulmak istenmeyen görüşleriyle yine kimilerine rahatsızlık vermişiz.


Radikal  gazetesinin güzide spor yazarı ve Yenilsen de Yensen de programının nadide insanı sayın Banu Yelkovan'ın bizi takip ettiğini öğreniyoruz. Barcelona sempatizanı olacak ki - buna kimse karışamaz - yazdıklarımız ve görsellerimiz biraz canını sıkmış. Bu yazıyı okumadan önce isteriz ki, Banu Yelkovan'ın bugün ki köşesine bir bakın;



"Öyle bir hava var ki, sanki Barcelo-na’yı beğenmek suç, Arsenalli sevmek günah. Güzel bir futbol maçının peşindeki futbol dilencisi olduğunu söylemek dalga konusu: “Başka kapıya dilo” diyorlar, yüzüne değilse bile gıyabında. Barcelona’nın yeni adı ‘dilenci mıknatısı’. Dünyanın en iyisi kim, sorusuna Messi’den başkasını uydurmak zorunluluk, çünkü Mes-si’nin adını vermek, nasıl diyorsunuz, çok banal!" kelamlarıyla başlıyor yazı.

Güzel futboldan dem vuruluyor, 823 pastan sonra golü bulmak mı güzel futboldur, yoksa Jose Luiz Chilavert'in Carlos'a tükürdüğü görmek mi futbolu güzelleştirir bu diley(n)ene göre değişir. Sendikamızın Barcelona'yı sevmediği aşikar, evet. Ama hiçbir zaman kalkıp "başka kapıya dilo" çıkmamıştır ağzımızdan; gel gör ki kocaman "dön yolundan dilenci" yazısı varken sendikamıza almamayı değil yolundan dönmesini dile getirmişizdir.

Daha önce de dedik, fikrimiz hala değişmedi ve değişmeyecek;

Barcelona; bir kulüpten daha fazlası: Dilenci Mıknatısı. Ne Anti-Barca mentalitesinin popülistliğini yapıyoruz, ne de başkasına zorla dayatıyoruz. Barcelona'yı küçük görmüyoruz, Barcelona'nın dışına çıkamayan sözde futbol dilencilerini sevmiyoruz! Messi'ye kötü futbolcu demiyoruz, Messi'ye dokunulmazlık getirip, O'na karşı sert futbol oynayan birine küfürler eden kimseleri sevmiyoruz. Cristiano Ronaldo çok itici yeaa, karaktersiz adam diyenler Mourinho'ya da kendini beğenmiş derken, Messican'ın her aldığı faulden sonra B8'den daha fazla tiyatral havaya bürünmesini neden es geçiyor, onu anlamıyoruz.

Bu yazı da ne Banu Yelkovan'a kontradır ne de başkasına. Bu yazı bizim görüşlerimizi dile getirdiğimiz yazıdır. Biz yanlıştan, mide bulandıran popülist tavırlardan, arabesk hayatlarındaki elitist oyunlarından geri dönmeni istiyoruz.

Sen Godot'yu beklerken dahi dilenmeye devam et;

Futbol sadece futboldur der, sen hak edene hakkını vermeye başlayıncaya kadar bu sendika devam edecek diye ekleriz.

Bir de unutmadan Banu Yelkovan bize şarkı göndermiş;

"
Şarkımız; Barcelona’yı hep kazandığı için tuttuğumuzu zannedenler, kazanmak için her şeyin mubah olmadığını düşünenler, empoze edilen buysa kaybetmeyi tercih edecekler için Beck’ten gelsin: Sooooy un perdedor... I’m a loser baby, so why don’t you kill me..."

Biz kaybedenleri, dilencileri vsleri öldürmüyoruz, Yolundan dönmesini istiyoruz

:(


Kapımız herkese açık diyor, Pearl Jam'den Come Back gelsin diyoruz; "it must be an open door for you 
to come back"

4 yorum:

bodom dedi ki...

banu yelkovan kim?

jose dedi ki...

Banu Yelkovan'ın yazısına güldüm,eğlendim epey.

Lakin bu yazıya ithafen; "hahah ayar vermiş, @2 yapmış" diye sevinen ergenler.en az arsenal maçında penaltı kaçıran patrick vieira yüz ifadesiyle üzüldüm lan hepinize :(

örsan dedi ki...

banu yelkovan tam bir diloymuş lan yabancı şarkı gönderilir mi

cnyvz dedi ki...

şimdi bizde çıkıp;

''gokmenoz net üzmüş. @2 olmuş.'' mu diyelim?

Yorum Gönder