7 Ocak 2011 Cuma

Badi: Turkish E.T.

Sene 1982. Steven Spielberg E.T. the Extra-Terrestrial diye bi'film çıkarıyor gün yüzüne. Bilimi kurguladığı aşikar Melissa Mathison ile. Başrollerinde Drew Barrymore da var, daha 7 yaşında üstelik. "Aneaa doğru la" dediğini duyar gibi oldum. Sinema tarihi daha önce böyle bir film izlemediğinden, büyük bi'sükse yaparak tüm dünyada yer ediniyor.

Çok geçmeden, tamı tamına bir sene sonra, başta Spielberg'ün daha sonra tüm dünya sinemasının yüzüne tokat gibi bi'cevap geliyor. Badi: Turkish E.T. Yönetmenliği Zafer Par, senaryosunu Barış Pirhasan'ın yaptığı bu film okullarda adeta ders niteliğinde olacak bi'eser halinde olsa da gözümüzde kolpa sinemaseverler tarafından burun kıvrılıyor. Şimdi oku ve utan imdb uleması, bak sana neler söyleyeceğim;

- Filmde Badi'miz dünyaya gelince, çocuk onu saklamak için bodrumu kullanıyor tüm cana yakınlığı ve koruma duygusuyla.

- Esas oğlan yine tüm Türk gelenek ve göreneklerini yansıtmak için misafirperverliğini gösterir. Dünya üzerinde bizden başka hangi insan uzaylıya lokum verir söyler misin dilo? Şimdi Spielberg'ün mü bilim kurgu yoksa bizimkisi mi?

- Babanın uzaylıyla karşılaştığı ilk an sergilediği tavırlar ve kurduğu cümleler, mimikler vs. Bu tadı Spielberg'ün E.T.'sinden alabildin mi hiç?

- Filmin sonunda Badi'nin çocuklarla seyyar satıcı arabasıyla İstanbul semalarında gezinmesi > E.T'nin diğer bebelerle bisiklete binip gözden kaybolması.

- Badi'nin çıkardığı sesler 2011 yılına geldiğimiz halde hala hollywood'ta şu anki teknolojiyle çıkarılamıyor desem?

İşte oyunculuğun son raddede oynandığı bu sahneye bi'göz at;


Unutmadan şunu da söylemek lazım; dünya üzerindeki en güzel afişlerden biri olmasına rağmen, sen gidip fayt kılab'ın sabunu almaya devam et dilenci. V for vendetta'nın maskeli afişleri duvarlarını süslesin. Bravo sana Türk sinema tarihinden uzak adam.

12 yorum:

belgarath dedi ki...

şu blogda "top 5 yap" deseler, bodom'a rağmen bu post'u bodoslama listeye alırım desem?
inanılmaz güldüm. film çok kötüydü. izledim, yine izlerim. sbt :)

bodom dedi ki...

nokta. bırakın bu sahte düzeni, dönün yolunuzdan. gerçekler her zaman olduğu gibi gene acıtmış.

Adsız dedi ki...

"baba vurma; uzaylı o!" > "i see dead people"

itirazın var mı dilo?

gokmenoz dedi ki...

gidip lokum aldım ve youtube'dan bugün tekrar izledim desem? sırf badi ile simultane lokum yiyebilmek ve uzaylıyı anlayabilmek için yaptım bunu :(

şimdi kimse acıtmıyor sevdan demesin, sori :(

belgarath dedi ki...

içinde sevda kelimesi geçen herhangi bir yazı gördüğümde yaşar'ın "sevda sinemalarda" şarkısını dinliyorum desem?

gokmenoz dedi ki...

yaşar'ın dem albümü :( müzikte akustik kavramını daha çok sevdirmedi mi?

leventdem dedi ki...

yaşar'ın ilk 3 albumu ezberimde desem?

yaz bitti aşıklar şehre döndüler yolladıgım yaz aşkıma 3 sene sonra cezayir menekşe'sini göndermem. 4. sene de "koy beni gözlerine" yi ona ithaf etmem? ... sevdim mi tam severim sildim mi 1 kalemde :(

leventdem dedi ki...

bu arada videonun son 10 saniyesine resmen anırdım ya ahahaha

belgarath dedi ki...

dilolar sizler kardeşim sayılırsınız, bu acı itirafı size yapıcam.

ilk çıkma teklifini ettiğimde (lise 2, sene 99) chelsea'den 5 yeni yemişiz. manitanın servis dönüşünde yolunu kestim. kısa bir konuşma ve eline kağıt tutuşturma.
kağıtta yaşar'ın "gel benimle" şarkısının sözleri yazılı desem?
kız teklifimi kabul etmedi, yine golü yedik diye eklesem?

ama sınıftaki arkadaşına "bana bir şiir yazmış, sözleri çok tanıdık geldi" demiş. bu arada o lise bitene kadar 2 defa daha çıkma teklif ettim. her defasında kabul etmedi ve her defasında benden daha çirkin adamlarla çıktım.

acı çekmeyi seviyorum desem?

gokmenoz dedi ki...

tam bi'balık burcu erkeği. :( duygusal mazoşizm = ben + belga. leventdem'e de tanıdık böyle şeyler ama cuma gecesi üzmeyelim şimdi onu da :/

jose dedi ki...

yaşarın esirinim albumu = popçu olmaya çalışan her gence ipuçları :(

leventdem dedi ki...

99 senesi üzen sene :( deprem sonrası cadır ortamı desem? çanakkale'de yaşıyorduk ve abartısız 1 ay falan askeriye'nin kampında kaldık :( çisem az üzmedi. aradan yıllar geçti çisem de bize karşı boş değilmiş onu anladık :( ama yine üzülen biz olduk.

bu arada aynı kıza aradan zaman geçtikten sonra tekrar tekrar teklif etmek = aşk. ( aşk bu mu?)

Yorum Gönder